Turkish translation of Rocío Cerón’s Tiento

Rocío Cerón ve Tiento

Rocío Cerón’un şiirleri göçü anlatıyor. Sırbistan’dan kalkıp Amerika’ya göç eden büyükanne, anne ve kız.

Tiento “dokunarak yaklaşmak” anlamına geliyor. Rocío şiirleriyle anılarının arasında bir ailenin, iki kıtanın özüne değmek istiyor – eliyle, gözüyle, kulağıyla, damağıyla, dokunarak.

Rocío’yu bu güz Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’nde görebilecek, özellikle Tiento için bestelenmiş viyolonsel müziğin eşliğinde şiirlerine dokunabileceksiniz.

 

rc2410101

 

Amerika

Adları Krusevac’tı, şimdi Cruz oldu. Binalar terliyordu. Gecekondularla kaplı bir ada veya bir tepeydi. Erkek işi. Kadınlar patates saklıyor, dünyayı inşa ediyordu. Sıkıcı el işleri, öyle denirdi. Yumuşak nağmeli kır manzaraları, arka planda bir akordeon. Kurnazlık. Tuz toplayan pruva. Tut kolumdan, kopar o bağı: Ajwarı artık düşünmemeliyim. Geçerken kuşlar sustu. Dümen. Denizin dibinde balıklar seziyordu. Bazı çukurlar ailelere mezar olmuş. Ama kadınlar kurtulmuş. Avrupanın bütün dilleri kayboldu. Toprak. Elma jölesi karanfil kokusu yaymaz. Her harf bir durak yeri. Bu kadınlar benim annelerim. O gün bugün –Amerika– yanaklarımın derisi ovalıktır.

Hissizleşmiş, milim milimine, taş üstüne taş koyuyorlar. Derimi delen derime yapışan – ayak ayası – belli bir isim, dişli bir kıymık (diken veya bıçak ağzı veya sert bir yumru) idrar yolunda bir kristal. Gölge, mektup ve duyuru olan bir ses saklıyorum: Amerika batıyor. Deniz kenarında bir dağ veya evde bir sır yatıyor. Kılıf, çöl kılıftır. Demirhanenin közüne gömülmüş bir hayvanın sesi geliyor: siyah ve beyaz derililer miraslarını icat ediyor. Ellerimde tuttuğum beni sürgün eden bir ülke. Beş milyon göçmen sığıyor kanlarını ortaklaşa doldurdukları bir havzaya. Amerika cani bir annedir.

 

América

Se llamaban Krusevac, ahora Cruz. Los edificios transpiraban. Era una isla o un monte cubierto por chozas. Cosa de hombres. Las mujeres guardaban papas, construían el mundo. Cosa de tiento insulso, se pensaba. Paisajes de tonada suave con acordeón de fondo. Astucia. Proa que acumula sal. Toma mi brazo, corta el ligamento: necesito dejar el gusto por el ajvar. Callaron las aves a su paso. Remo. En el fondo, los peces intuían. Algunos fosos guardan familias enteras. Pero ellas son salvas. Todas las lenguas de Europa desaparecieron. Tierra. El dulce de manzana no trae olor a clavo. Cada letra deletrea una estancia. Estas mujeres son mis madres. Desde ese día −América− la piel de mis mejillas es llanura.

 

Todo exacto, piedra sobre piedra, bajo el estupor. Tengo adherida a la piel −planta del pie−, un nombre preciso, una esquirla dentada (aguijón o filo o tenso nudo), cristal a la uretra. Guardo una voz que es sombra, carta y anunciación: América se hunde. Hay una montaña o casa frente al mar que esconde un secreto. Manto, el desierto es manto. Se escucha una bestia colmada de fraguas: negros y blancos inventando heredad. Tengo en las manos un país del que he sido arrojada. Cinco millones de emigrantes caben en la cuenca de una sangre común. América es una madre que mata.


About this entry