Translation (Turkish): Şam bu, orospu çocukları! إنها دمشق يا أولاد القحبة by Fadi Azzam

Özgür edebiyat

 

In the March/April edition of the Turkish literary magazine edeb!yat (pp. 69-71) you will find my Turkish translation of Fadi Azzam’s famous ode on Damaskus. Here a little glimpse …

 

Şam bu, orospu çocukları

Gaddar Bağdat’ın kardeşi, Beyrut’un tuzağı, Kahire’nin ikiz kardeşi, Amman’ın renkli rüyası, Mekke’nin vicdanı, Kurtuba’nın kıskandığı, Kuddüs’ün gözbebeği, şehirlerin işveli kadını, eli ayağı tutmaz halifelerin tarih değneği.

Şam bu, yedi mucize, beş isim, on lakaplı kadın, bin evliyanın sılası, yirmi peygamberin medresesi, on beş ilahın fikri.

Şam bu, olabildiğince eski olabildiğince yetim, rüyaların hem buluştuğu hem bittiği yer, fetihlerin ve fetih kafilelerinin başlangıç noktası, kasidelerdeki avarelik mıntıkası, şairlerin mana avladığı alan.

Guta ovasını kana buladıktan sonra Hişam, yüksek düzlüklerin  bir tanesine çıkıp gelip geçici Emevi bulutuna “Nereye yağarsan yağ, senden çıkan hayır benim olacaktır” diyerek ayarttı. Yüklendi hayallerini havalandı Kureyş’in şahini, sonunda Pirene dağlarına dikti meşat taşını.

Şam bu, herkese katlandı, ahlaksızlara, esnaflara, direnişçilere, gelip geçenlere, yerleşiklere, ondan bir lokma ısırayım diyen bağımlılarına, onun tırnaklarını kesenlere, kaybedenlere, kirlenmişlere, pürüpak ve de şehvetli olanlara …

Barada nehri kuruyana kadar emmişler suyunu, kanını da ağaçlarını da gölgelerini de vereyim diye amade olmuş, sonunda Kasiyun dağını, en sevdiği benini dahi teslim etmiş, yaladılar, tepesine çıktılar, tepesinden vücuduna bakıp el değmemiş güzelliğinden hissesini alsın diye ayaktakımını çağırdılar. Sonunda herkesin işi bu oldu, sevenlerinin de sevmeye gücü yetmeyenlerinin de.

(…)

Devamı edeb!yat’ta (s. 69-71)

 

 


About this entry